01 Ağustos 2010 Pazar 10:44  İnsan Yüzlü Örümcek! 17:00  Evlendikten 60 Yıl Sonra Düğün Yaptılar. 16:57  7 saat uykudan azı da fazlası da zarar 16:47  Olumlu Düşünmenin Gücü  16:45  Recep bey şehitlere ağlamaz 16:42  Danıştay ın ülkeye faturası 2.6 milyar $ 16:39  Kadın ve erkeğin eşit olması mümkün değil 16:36  Olaylı pankart Kocaeli ye asıldı 15:36   İstanbul da elektrik kesintisi 15:31  PKK’lı militan: Bizi İsrail eğitti 15:17  
 Çok Okunanlar
 DİL OVASI HALKI SORUYOR
 Çok Yorumlananlar
 


Yazara Ait Tüm Yazılar
  ALİ KIRDUDU

          alikirdudu@hotmail.com
         BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - RAHMâN VE RAHîM OLAN ALLAH'IN ADIYLA


 



 



 



ALLAH’IN selamı üzerinize olsun 2 hafta aradan sonra tekrar bir konuyu paylaşmak üzere bir kez daha merhaba dedik



Bu makalede iman ile amel arasındaki birlik oluşa ayrı ayrı ama tek oluşa



Beyin ve kalb mürekkebimiz yettiğince kalemi dokunduralım.



Eksik ve hatalar bizdendir,



Okuduğunuzda gördüğünüz eksikleri belirtmeniz de çok önemli dir,



Ki akıl akıldan üstündür der büyüklerimiz.



 



 



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Rahmân ve Rahîm olan Allah ın adıyla



 



Âyet ve hadislerden öğreniyoruz ki, iman ve amel arasında sıkı bir ilişki mevcuttur.



Bunlar adeta birbirinin ayrılmaz parçası gibidirler.



O kadar ki, insanların gelip geçeceği yerlerden bir engeli, sıkıntı verecek bir şeyi kaldırmak suretiyle yapılan en küçük ve önemsiz görünen bir iyilik bile, imanın şubelerinden sayılmıştır.



 



Buna göre insaniyete yapacağımız büyük küçük bütün hizmetler



İmanımızın birer belirtisi ve meydana çıkmasından ibaret oluyor demektir.



 



İman ameli, amelde ahlâki faziletleri gerektir.



Mümin inandığını, işi, hali ve hareketleriyle ispat etmedikçe hiç bir zaman imanını noksandan kurtaramaz.



Bunun içindir ki kalbimiz dilimizle beraber olmadıkça, sözümüz işimize uymadıkça, yakınlarımız, komşularımız şerrimizden güvende selamette kalmadıkça,



Kendimiz için istediğimiz, hoş gördüğümüz şeyi, başkaları içinde isteyip hoş görmedikçe imanımızın kemal bulamayacağı, olgunlaşamayacağı Peygamberimiz tarafınfından bizlere bildirilmiştir.



 



Bu ahlâki kural elimizde öyle bir ölçüdür ki, bununla herkes kendisine karşı,



çoluk çocuğuna karşı, millet ve memleketine karşı, bütün beşeriyete karşı olan hal hareketlerine bakarak imanın kuvvetini, derecesini yanlışsız ölçebilir.



 



Gerçek ve kâmil müminler, imanlarını gerektiği gibi ömürleri oldukça yaşayan insanlardır.



Bir iman ehlinin, imanın gerektirdiği vazifeleri yapması kadar tabii ne olabilir?



 



Hazreti Ali’nin dediği gibi ”Müminler yalnız sözle kalmazlar, aynı zamanda davranışlarıyla imanlarını yaşarlar.



İmanın aydınlığı onların üzerinde daima göze çarpar.



Her ne yapar ve her ne işlerlerse,bilerek inanarak yapar ve işlerler….Hiç kimseye kötü gözle bakmak, aşağılamak, kırmak onların hatırından bile geçmez.



Onların kuralları kaideleri öğrenip bildikleri, yaratılmışları yaratanından dolayı hoş görmektir.



Onlar kimseyi çekiştirmez, kimse kötü söz söylemezler.



Hayrı, iyiliği, yapıyor, desinler diye yapmazlar; riya nedir bilmezler; mahcup etmek için soru sormazlar; sordukları anlamak için, anladıkları da yapmak içindir.



 



Onlar kimseye iftirada bulunmaz, bilmedikleri işe karışmazlar.



Gönlün, içinden geçirdiği işlerden; kulağın duyduğu laflardan; gözün, gördüğü şeylerden mes’ul yani sorumlu tutulacaklarını düşünürler ve bunun için iyice bilmedikleri, iyice duymadıkları ve iyice görmedikleri şeyleri, bildim, gördüm, duydum demezler.



 



Onların acınacak kimselere yani maddi manevi desteğe ihtiyacı olan kimselere acımaları duyarlı davranmaları samimi olup yapmacık değildir. Onların eli açık olur, hayra hayır! demezler. Kimseye karşı kibir ve gurur taslamazlar.



 



Onların hükümlerinde ve kararlarında zulümden ve haksızlıktan bir iz bulunmaz. Söyledikleri sözleri, vaatlerini yerine getiriler.



Müminlerin huyları yumuşak, üstleri başları temiz, alınları açık ve aktır.



Onların susmaları, söylemelerinden çoktur, konuşmalarında zorluk ve sıkıntı oluşturacak bir şey yoktur.



 



Kızdıkları zaman bile haktan ve adaletten ayrılmazlar ve sapmazlar.



Haklarını isterken de aşırı gitmezler kıyasıya iş yapmazlar can yakmazlar.



Üzerlerine vazife olmayan işe ne ellerini, nede dillerini sokmazlar, hiçbir kimsenin felaketine oh, demezler ve hiç kimse hakkında kötü bir söz söylemezler”



 



Ve bizler öğreniyoruz ki: iman, ameli, ahlaki ve toplumsal değerlerle takviye ve teyit edilmedikçe tamamlanamaz Bakara suresinin 177 nci ayetinde rabbimiz bizlere bu gerçeği göstermektedir



Ve diyor ki rabbimiz



 



Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir.



Ama iyilik o kimsedir ki Allah a, ahiret gününe, meleklere, kitaba



ve peygamberlere inandı. Mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara,



yetimlere, yoksunlara, yolda kalmışlara, dilencilere ve kölelere



verdi. Namazı dosdoğru kıldı, zekât verdi. (Onlar) söz verdikleri zaman



zaman sözlerini yerine getirenlerdir, sıkıntı, hastalık, savaş zamanlarında



sabredenler(dir). İşte, bunlar doğru olanlardır, muttakiler



de bunlardır



 



Ayetin mealinden de anladığımız üzere iman, ancak amel ile, hayır ve fazilet yolarında yürümekle olgunlaşacaktır.



Bunun içindir kibir hadisi şerifte: Resulullah (s.a.v) buyuruyor ki: "Kim bu ayete göre amel ederse,



eksiksiz imana sahip olur." (Tefsir us-Safi, c.1, s.161)



 



Bu vasıfları taşıyan insanlar, millet ve memleket için en hayırlı insanlardır.



Onlar, başkalarının menfaatini, millet ve memleket menfaatini, daima kendi menfaatlerinin üstünde tutar,



Onların haklarını yemek şöyle dursun, böyle bir şeyi hatıra getirmekten ürperirler.



 



Çalışmak, helalinden servet kazanmak, kimseye yük olmamak, dünyada tertemiz yaşamak onların şiarıdır inanışıdır.



 



Onlar, ne dünyaları için âhiretlerini, ne de âhiretleri için dünyalarını ihmal etmezler, belki hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmanın bir dini emir olduğunu unutmazlar.



Evet, işte böyle yaşayan insanlar, iman ile ameli, dünya ile âhireti bu şekilde anlayan ve birleştirenlerdir ki, her iki cihanın selamet ve saadetini elde ederler ve etmişlerdir.



 



Ve şimdi bize düşen bir kez daha aynanın karşısına geçip kendimizi iyice bir görmektir.



 



İki cihanın selameti ümmetin üzerine olsun



SAYGILARIMLA ALİ KIRDUDU

2009-03-28 Bu yazı  747  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
UTANCIN GÖLGESİN DE KUTLU DOGUM
YORUMLAR
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.5045 1.5118
Euro 1.9596 1.9691
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Videolu Haberler
 TÜRKİYE ÖCLAN İÇİN NE SÖZ VERDİ VİDEO  Sen Üşüdün Bizim İçimiz Dondu !!!
 Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili (Video)
 Ercan DALKILIÇ Beyaz yürüyüş (Video)
 Grup Nasihat İsraile Lanet
 ABD Başkanı na Görülmemiş Saldırı
 Gazze de Yaşananlara Dur De!!
 İntihar anı
 İlahileri bir de böyle dinleyin
 Gazze den dumanlar yükseliyor
 Meclis te yumruklaşma!
Yazarlarimiz
Murat Özgöl
8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
ALİ KIRDUDU
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
yasin KARADAŞ
HAYAT İMAN VE CİHAD
Mehmet ARSLAN
KÜÇÜK ŞEYLERDEN BÜYÜK DERSLER
Misafir Yazarlar
DİLAVER SELVİ
ALLAH İLE KUL ARASINA GİRMEK NE DEMEKTİR?
LinkPanosu.Com
Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
© 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Tel/Fax: (0262) 754 01 70

Tasarım ve Kodlama : TncY Görsel Tasarım : MhmT Genel Kontrol : MrT