( Hadron Parçacık Hızlandırıcısı ve/veya X parçacığı(Tanrı zerreciği) keşfi )
Hayırlı mıdır şer mirdir?.)
Son bir iki senedir yapıla gelmekte olan ve geleceğe doğru uzanan bu deney insanlık için hayırlımıdır değil midir? Bu önemli bir sorudur. Bunun cevabı bütün insan kardeşlerimizi ilgilendirmektedir.
İlk olarak sormaya devam edelim: insanlık ne zaman Milyarlarca Dolar parayı hayırlı bir iş için harcanmıştır? Gününüzde çok para ve çok emek ile gizlice yapılan çalışmaların hangisi hayırlı işler için yapılmıştır? Yer altında şimdiye kadar yapılmış olan bilimsel deneylerin hangisi hayırlı sonuçlar vermiştir?
Sanırız cevabı siz de biliyorsunuz, bizim bir kez daha tekrarlamamıza gerek yok. Atom bombasının "hikâyesini" hepiniz biliyorsunuz. Japonya ya atılan bombalar ile hemen ve yıllar sonra da (radyasyondan) ölen insanların hazin "hikâyesini" biliyorsunuz. İnsanlar ölünce iş "hazin" oluyor, kimse ölmeyince insan kardeşlerimiz konuyla pek ilgilenmiyorlar.
Japonya ya atılan bombalardan yıllar önce ve yıllar sonra birçok atom bombası patlatıldı. Çöllerde, denizin diplerinde patlatılan atom bombaları nedeniyle insanlar ölmedi. Kayıtlara, haberlere "bilimsel deneyler" olarak geçen bu faaliyetler unutuldu gitti. İnsan kardeşlerimiz bunu unuttu çünkü bu "olaylarda" insanlar ölmedi. Ölen yoksa önemli değildir... Ha?
Yıllarca, bazı devletler (hangileridir bu devletler, araştırın bulun...) dünyanın "bağrında" sürekli bombalar patlattılar. Bunu niye yaptılar? Sözüm ona bilimsel deney olarak yaptılar... Sizler de buna inandınız... Esas neden ise çok farklı... Atom bombası boyutlar-arası enerjilerin dengesini bozan bir "cihazdır". Sizler boyutlar ile ilgili bilgi sahibi olmadığınız için, bunun nasıl vahim sonuçlar vereceğini tahmin edemezsiniz. Bombalar hem dünyanın fiziki maddesine zarar vererek depremleri tetikler, hem de dünyanın manevi enerji alanını delerek Dünya nın Gönlünü zedeler.
Dünya nın Gönlünü bazı insan kardeşlerimiz niye zedelemek ister? İsterler çünkü Dünya nın Gönlü ile insanların Gönlü birdir. Dünya nın Gönlünün zedelenmesi insan kardeşlerimizin Gönüllerini bulmalarını zorlaştırır. Gönlü bulmak zorlaşınca ne olur? Dünya cehenneme döner. Bu kimin planıdır acaba? Kimin planı olabilir?
Durun... Daha bitmedi... Güneş bir dakikada dünyaya, insanlığa bir sene boyunca yetecek enerjiyi vermekte iken, insanlığın bu enerjiyi bırakıp dünyayı yok edecek enerji türlerinin peşinden gitmesi yetmiyormuş gibi... Bazı insan kardeşlerimiz "Tanrıcılık oynamaya" karar verdiler ve küçük bir Evren yaratma hevesine kapıldılar. Biraz ego, biraz bilimsel merak ile motive edilen bilim adamı olan kardeşlerimiz, yaptıkları deneyin ne sonuçlar doğuracağını düşünmeden çalışmalara giriştiler.
Kimlerdir bu "bilimsel çalışmaları" destekleyen ve finanse eden? Milyarlarca Dolar, sırf evren nasıl yaratıldı onu öğrenmek için harcanır mı? Bahsettiğimiz kişiler bu paraları bilimsel merak yüzünden harcamıyorlar. Amaçları, atom bombasının kaldığı yerden devam etmek... Amaçları bu yeni geliştirilen atom üstü/altı teknolojisi ile boyutları iyice karıştırıp Gönül etrafında bir kalkan yaratmak. Gönüller etrafından bir kez kalkanlar yaratıldı mı, onu aşmak ancak milyonlarca sene sonra mümkün olabilir... Milyonlarca sene... Milyonlarca sene sürecek bir esaret...
Evet, Sevgili Gönül Dostlarımız, bu deney hayırlı mı değil mi? İsterseniz bizim söylediklerimizi boş verin. Biz ne biliriz ki? Dünya da kim ne biliyor ki? En iyisi, siz kendi Gönlünüze sorun... Kalbiniz bu konuda size ne diyor? Bu nasıl bir deney sizce?
Bu yapılmakta olan deney boyutları birbirine karıştırmaktadır. Bunun birçok olumsuz sonucu vardır, bir tanesi ise kum tanelerinin sizinle iletişiminin zorlaşmasıdır. Evet, biliyorsunuz, aylarca sizlerle iletişim kuramadık. İstediğimiz halde kuramadık... Bunun nedeni bu ve bunun gibi deneylerin yarattığı "parazittir". Bu deneylerin yarattığı parazit gönülden gönüle iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu gizli deneylerin gizli amacı da zaten budur: gönülden gönüle iletişimi engellemek.
Bu deneyde çalışan bazı bilim insanları bu deney ile Yaratıcıyı bulmaya çalışıyor. Yaratıcıyı bulmaya çalışmak saygın bir davranıştır ama onlarınki "sapkın bir arayıştır". Yaratıcı her yer ve her anda iken, Yaratıcıyı boyutları parçalayarak aramak sapkın bir bilimsel meraktır/tekniktir. Yaratıcıyı en kolay bulabileceğiniz yer içinizdir. Ve kendinizi bunun için parçalamanız gerekmez. Bulmaya niyetlenmek ve "içeri bakmak" yeterlidir.
"Modern" dünyanızın bilim ve teknolojisi gerçekleri parçalayarak öldürerek bulmaya çalışır. Bitkileri parçalar, hayvanları parçalar, insanları parçalar... Parçalar, inceler ve not alır, fotoğraf çeker. Sonra bütün o ölü parçaları (zihninde) birleştirip ardındaki gerçeği bulmaya çalışır. Teoriler yaratır, var olmayan bir gerçekliği bilgisiz topluma bilgi diye sunar...
Daha net anlaşılması için bir örnek verelim: birisi sizden, sizin geçmişinizle ilgili bilgi almak istese ne yapar? Gelip size sorar, siz de onlara (eğer isterseniz) istedikleri bilgileri verirsiniz. Size sormak yerine sizi öldürüp bedeninizi parçalara ayırıp inceleseler sizin geçmişiniz ve sizle ilgili bilgi elde edebilirler mi? Hayır. İşte gününüzde bilim adamlarının yaptıkları budur. Varlıklara sormak yerine, onları parçalayıp yok ederek "gerçekleri" öğrenmeye çalışıyorlar. Ve tabii gerçeği hiç bir zaman öğrenemiyorlar. Sevgi, saygı ve iletişimi geliştirmek yerine yok etme teknolojilerini geliştiren gününüz medeniyetinden de zaten bu beklenirdi... Vay insanlığın hali vay...
Biz yine dönelim deneyimize. Avrupa da yapılan bu deney dünyada ilk defa yapılmıyor. Bu deney çok seneler önce başka bir kıtada yapıldı. Deney başarılı oldu. O kıtada yaşayan halkın farkındalık seviyesi (Gönül ile bağları) bu teknoloji sayesinde düşürüldü. Sırada, Avrupa kıtasında, şimdi Avrupa ve çevresinde yaşayan insanların farkındalık seviyeleri düşürülecek...
Olanları ve olacak olanları şimdi anlıyor musunuz? Bugün çektiğiniz acılar ve zorluklar nedendir niçindir anlıyor musunuz? Tamamı, Yaratıcıyı "yanlış adreste" aramaktan kaynaklanmaktadır. Şan, şöhret, güç, şehvet... Bunlar yaratıcıya giden ters yollardır... en kısa ve doğru yol içinizden geçmektir. Size en yakın ve en kolay (ulaşılabilir) yerde durmaktadır Yaratıcı...
Siz niyet edin ve arayın yeter...
Sevgi Sessizdir. Hey ben buradayım demez.
Yalanlarsa çok ses çıkarırlar. Gürültü yaparlar. Gerçeğin inanılmaya ihtiyacı yoktur.
Yalanlar kafanızda zihninizde yer edinir.
Gerçekler ise sevgi gibi kalbinizde hissedilir
mehmet DURSUN
|