|
Son ve en büyük peygamber, Hz. Muhammed (s.a.v) 571 yılında kamerî aylardan Rebiü l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. |
|
|
Sevgili Peygamberimizin Çocukluğu" kitabının yazarı Hüseyin Okur hocamız, siz değerli okurlarımız için yazdı.
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz dünyaya gelirken bazı olaylar meydana gelmişti. Doğuma az bir zaman kala, Hz. Âmine bir rüya gördü. Rüyasında, bedeninden çıkan bir nur, doğu ile batı arasında ne varsa hepsini aydınlatıyordu. Rüya devam ederken gönülleri okşayan hoş bir ses duymuştu Bu ses, ona doğumdan sonra yapacaklarını bildiriyordu: "Ey Âmine! Sen insanların en hayırlısına, ümmetlerin efendisine hâmile oldun? Onu dünyaya getirdiğin zaman, Bir ve tek olan Allah a sığınırım! de ve adını Muhammed koy, hâlini kimseye bildirme."
Hz. Âmine, doğum yaklaştıkça harikulade haller yaşamaya başladı. Gerçi daha önce de zaman zaman olağanüstü şeyler görüyordu. Fakat bu sefer çok daha başkaydı. Vakit geceye yaklaştıkça, doğum yapacağı hissine kapıldı ve yakın komşusu Şifa Hatun a kendisine yardımcı olması için haber gönderdi. Şifa Hatun beraberinde birkaç kadınla birlikte Hz. Âmine nin evine geldiler.
Hz. Âmine birden evinin içinin bir nurla kaplandığını, etrafın gündüz gibi aydınlık olduğunu fark etti. Uzandığı yatağın yanında bir kâse vardı. Bu kâse nereden gelmişti, kim koymuştu bilmiyordu. Kâsenin içinden birkaç yudum alınca içine bir ferahlığın dolduğunu hissetti. Derken güzellikleri göz alıcı bazı kadınlar geldi evine. Ama onları şimdiye kadar hiç görmemişti. Kendisi ve karnındaki yavrusu hakkında konuşuyorlar, birbirlerini ve Âmine yi tebrik ediyorlardı. Hz. Âmine de "Yarabbi bunlar kimlerdir acaba?" diyerek merakla, hayretle onları izliyordu.
Dünya yaratıldı yaratılalı, gelip geçen bu en hayırlı gecede, yeryüzünün her tarafında Allah ın emriyle gerçekleşen çeşit çeşit hâdiseler oluyordu. Yalnız Hz. Âmine nin evindekiler değil, Mekke içinde, yakın kabilelerde ve dünyanın her tarafında bu hâller dikkatle gözlemleniyordu.
Mecusilerin bin yıldan beri kesintisiz yaktıkları ateşleri, Resûlullah ın (s.a.v) doğumuyla sönmüştü. Yine Hz. Muhammed in (s.a.v) doğduğu gece Kâbe deki putlar yüzüstü serilmişti. O zaman mukaddes sayılan Save Gölü nün de o gece bir anda suyu çekilip kuruyuvermişti.
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler. O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp, "Şu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler. (İbn Sa d, et-Tabakâtü l-Kübrâ, 1/60)
Bîr Yahudi ileri geleni Mekke de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid b. Muğire, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş in ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu? diye sordu.
- Bilmiyoruz, diye cevap verdiler. Yahudi,
- Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum! Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var, dedi. Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib in oğlu Abdullah ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar. Ertesi gün Yahudiye vardılar:
- Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu? dediler. Yahudi,
- Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır? dedi. Onlar,
- Öncedir ve ismi Ahmed dir, dediler. Yahudi,
- Beni ona götürün, dedi. Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine nin evine gittiler, içeri girdiler. Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin (s.a.v) sırtındaki beni görünce, bir baygınlık hali geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığında,
- Ne oldu sana böyle! dediler. Yahudi,
- Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir, dedi. Devamla,
- Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir, dedi. (Hâkim, el-Müstedrek, nr. 4177)
Peygamberimiz in (s.a.v) doğum yıldönümlerinde okunan mevlitleri saygı ve huşu içinde dinlemek, O nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz Sevgili Peygamberimiz e (s.a.v) olan sevgi ve bağlılığın bir ifadesidir.
Bu ve diğer mübarek gecelerde kişi kendisinin, ailesinin ve tüm müslümanların selâmeti, affı ve mağfireti için dualar etmeli, kazâ namazları varsa onları kılmaya çalışmalıdır.
serhaber
|
|